Merhaba dostlar! Arkanıza yaslanın ama gözünüzü de dört açın. Bugün size öyle altı patlar muhabbeti yapmaya gelmedim. Bilirsiniz, Red Dead Redemption 2 dediğin oyun sadece at koşturup, kasaba basmaktan ibaret değil. Gündüzü ne kadar göz alıcıysa, gecesi o kadar tekinsiz, o kadar lanetli bu meretin.
Bataklıktaki o garip sesleri, Roanoke Ridge ormanlarında yürürken ensenizde hissettiğiniz o buz gibi nefesi, Skinner çetesinin geride bıraktığı o dehşet manzaralarını hangimiz unutabildik ki? Saint Denis’nin ara sokaklarındaki o kan donduran gölgeler bile geceleri rüyamıza girmeye yetti. İşte tam da bu yüzden, oyunun o içimizi titreten, insanı ekrana çivileyen tekinsiz atmosferini kelimelere dökmek istedim. Yapay, süslü lafları bir kenara bıraktım; doğrudan o bataklığın çamurunu, dağların ayazını hissettirecek, okurken içinizi ürpertecek altı kıtalık bir şiir karaladım.
Işıkları kapatın, kulaklığı takın ve Vahşi Batı’nın karanlık yüzüyle yüzleşmeye hazır olun. Bakalım bu satırlardan sonra oyuna gece yarısı girmeye cesaret edebilecek misiniz? İşte o lanetli dizeler…
Red Dead Redemption 2 Şiiri

Kara tahtadan bir at geçer, nalları kandan,
Sis çöker Valentine’a, can çekilir candan.
Bir fısıltı yükselir o eski bataklıktan,
Gece yarısı ormanda, kimdir o ağlayan?
Roanoke Ridge’de ağaçlar fısıldar adını,
Gözleri yoktur ama görür feryadını.
Murfree tayfası bekler, baltası elinde,
Bir dehşet gizlidir bu toprakların dilinde.
Gece Gezenler çıkar bataklık sularından,
Sesleri duyulur o çürümüş sazlıklardan.
Bıçağın soğuk yüzü parıldar karanlıkta,
Bir ceset daha sallanır darağacında, uzakta.
Tall Trees’in gölgesi yutar batan güneşi,
Skinner Kardeşler yakar o vahşi ateşi.
İnsan eti kokar o kuytu bayırlar,
Karanlıkta parlar aç, kuduz kurtlar.
Saint Denis’nin dar sokaklarında bir gölge,
Duvarlara kazınmış kanlı, eski bir simge.
Gözleri kan çanağı, dişleri jilet gibi,
Karanlıkta bekler o şehrin vampiri.
Heybende tütünün kalmadı, mataran bomboş,
Bu ıssız dağlarda ne düzen var ne bir hoş.
Arkanı dönme sakın, patikada bir ayak izi,
Teknoistan’da Vahşi Batı yutacak hepimizi.

Merhaba canlar! Şiirin sonuna geldik ama bizim Vahşi Batı maceralarımız, o tekinsiz bataklıkların gizemi öyle kolay kolay bitmez. Bu satırları okurken umarım o Roanoke Ridge’in ayazını, Skinner çetesinin ensenizdeki nefesini biraz olsun hissetmişsinizdir.
Şimdi sizden ufak bir ricam var: Bu sayfayı öyle bir kerelik falan sanmayın. Ben burayı sürekli kurcalıyorum, RDR2’nin kıyıda köşede kalmış en karanlık sırlarını, kimsenin bilmediği efsanelerini buldukça burayı hep güncelleyeceğim. Yani anlayacağınız, arkası yarın… O yüzden hemen şimdi tarayıcınızdan bu sayfayı yer imlerine (favorilere) ekleyin ki bir sonraki gece yarısı muhabbetini kaçırmayın.
Şimdilik benden bu kadar. Kamp ateşiniz hiç sönmesin, mataranız hep dolu olsun. Arkanızı kollamayı unutmayın, patikalarda görüşmek üzere… Hadi eyvallah!”
