halk arasında ölüm sonrası gözlemlenen bazı davranışların anlamını araştırmak için yeniden gündeme geldi. Evlerin önünde veya taziye sırasında vefat eden kişilerin ayakkabılarının kapı önüne bırakılması, hâlâ bazı yerel geleneklerde görülen bir uygulama olarak öne çıkıyor. Bu davranış, hem kültürel hem toplumsal mesajlar içeriyor ve farklı toplumlarda çeşitli şekillerde yorumlanabiliyor.
Ayakkabının kapı önüne konması kimi zaman sadece eşya bırakma olarak görülse de, başka kişiler için daha derin bir sembolik anlam taşıyor. Cenaze evi veya taziye sırasında bırakılan ayakkabılar, evde yakın bir kayıp olduğunu çevreye iletmek amacıyla uygulanıyor. Halk inanışları ve yerel gelenekler, bu ritüelin kökenini açıklıyor.
Ölen kişinin ayakkabısı neden kapının önüne konur?

Anadolu’nun bazı bölgelerinde ölen kişinin ayakkabısının kapı önüne bırakılması, ölümün evden ayrılışını simgeleyen bir uygulama olarak kabul ediliyor. Ayakkabılar çoğunlukla kapının önüne, ucu dışarıya bakacak şekilde konuyor. Bu biçim, “ölümün eve sokulmaması” veya “ölüm olayının sembolik olarak dışarıda tutulması” niyetiyle uygulanıyor.
Ritüel, ev halkı ve komşular tarafından ölümün fark edilmesini sağlıyor. Taziye sırasında çevredeki akrabalar ve ziyaretçiler, kapı önündeki ayakkabıyı görerek evde kayıp yaşandığını anlıyor. Bazı yorumlarda ayakkabı, ölen kişinin dünyadaki son izleri arasında sayılıyor ve geçici olarak ev dışında bırakılması, kişinin artık dünyaya ait olmadığını gösteriyor.
Kapı önüne bırakılan ayakkabılar, toplumsal bir işaret niteliği taşıyor. Bu uygulama, çevreye “bu evde yakın bir kayıp oldu” mesajını vererek ziyaretçilerin ve komşuların yas sürecine saygı göstermesini sağlıyor. Ayakkabının ucu dışarıya bakacak şekilde konması, ölüm haberinin dışarıya iletilmesi amacıyla kullanılan bir görsel simge olarak kabul ediliyor.
Ritüel, ev halkının duygusal dünyasını yansıtıyor ve aile fertleri için vedalaşma işlevi görebiliyor. Ayakkabının kapı önünde bırakılması, ölümün etkilerini sembolik biçimde göstermeye ve yas sürecinin toplum tarafından paylaşılmasına katkı sunuyor.
Modern yaşamın etkisiyle bu gelenek bazı yerlerde önemini kaybetse de, kırsal alanlarda ve geleneklerine bağlı ailelerde hâlâ sürdürülüyor. Yeni iletişim yöntemleri ve taziye bildirim sistemleri yaygınlaştıkça ayakkabı ritüeli daha az görülür hâle geliyor.
Dinin bu uygulamayla doğrudan bağlantısı bulunmuyor. İslam’da ölünün eşyalarının kapı önüne bırakılması için özel bir dini zorunluluk yok. Bu davranış, halk inanışlarından kaynaklanan bir gelenek olarak yaşatılıyor ve her aile tarafından uygulanmıyor.
ölen kişinin ayakkabısının kapının önüne konması, Ocak 2026’da hâlâ bazı yerel cenaze gelenekleri arasında yer alıyor. Uygulama, ölümün evde gerçekleştiğini çevreye duyurmak, yas sürecine saygı göstermek ve sembolik olarak ölümün eve girişini dışa yansıtmak amacı taşıyor.
